Eleştiri: “Gerçek Acı” (A Real Pain)

Eleştiri: “Gerçek Acı” (A Real Pain)

Mart 27, 2025

16 Okunma

Jesse Eisenberg ve Kieran Culkin'ten dokunaklı bir yas hikayesi.Jesse Eisenberg’ün “When You Finish Saving the World”den sonraki yönetmenlik deneyimi olan film “Gerçek Acı” (A Real Pain), Eisenberg ve Kieran Culkin’i hatırladığımız çoğu işten çok daha küçük bir proje olsa da seyirciye çok samimi bir hikaye ve etkileyici bir görsel dünyaya doğru bir yolculuğa davet ediyor.Eisenberg’ün he...

Jesse Eisenberg ve Kieran Culkin’ten dokunaklı bir yas hikayesi.

Jesse Eisenberg’ün “When You Finish Saving the World”den sonraki yönetmenlik deneyimi olan film “Gerçek Acı” (A Real Pain), Eisenberg ve Kieran Culkin’i hatırladığımız çoğu işten çok daha küçük bir proje olsa da seyirciye çok samimi bir hikaye ve etkileyici bir görsel dünyaya doğru bir yolculuğa davet ediyor.

Eisenberg’ün hem yazarlığını ve yönetmenliğini yaptığı hem de başrollerden birini oynadığı filmde Culkin’in alaycı ve dinamik kişiliği Eisenberg’ün kontrollü ve ürkek yapısıyla lezzetli bir ikilik yaratıyor.

Pek çok filmde kasıntı adamın yanındaki karizmatik adam tiplemelerini görmeye alışığız fakat bu film bu dinamiği ısıtıp sunmuş hissi vermiyor. Belki karakterlerin oyuncularına dair algılarımızın da bu yönde olması sebebiyle Dave (Eisenberg) ve Benji (Culkin) gerçek dünyadan kopup gelmiş hissettiriyor.

Film, basit bir amaçla başlıyor. Büyükannelerini yeni kaybeden kuzenler Dave ve Benji, Büyükanne Dory’nin son isteğini yerine getirmek isterler. Polonyalı bir Yahudi olup soykırımda Amerika’ya kaçan Dory’nin son isteği, torunlarının Polonya’da yaşadığı son evi ziyaret etmesidir.

Doğru duydunuz, bu ikiliyi görünce bir komedi filmiyle karşılacağınızı düşünmüş olabilirsiniz fakat film hem Yahudi soykırımı hem de yas konusu üzerinde duruyor.

Eisenberg, filmin otobiyografik olmadığını ama kendi hayatından pek çok yerde etkilendiğini söylüyor. Eisenberg filmi büyük teyzesi Doris’e adıyor ve büyükannenin evini ziyaret ettiği sahnelerin bazıları ailesinin yaşadığı evin penceresinden çekiliyor.

Eisenberg filmi bir “anı parçası” gibi değerlendirirken, bu kadar kişisel bir hikaye olduğu için filminde ailesinin dört jenerasyonunu da temsil eden parçalar bulunmasını istiyor. Bu amaçla filme dahil olan kişilerden biri de Eisenberg’ün oğlu Banner. Banner, filmde Dave’in oğlu olarak rol alıyor.

Küçükken çok yakın olup büyüdükçe birbirlerinden uzaklaşan iki kuzen, ortak bir duygu ve amaçla bir araya geliyor. Film boyunca Benji kendisini anlayan tek kişi olduğunu düşündüğü büyükannesini kaybetmenin yasını kendini kısıtlamadan yaşarken Dave, bu duygusal özgürlüğün karşısında yaşayamadığı cesur hayatın yasını tutuyor.

Her zaman büyük hisler yaşayan, herkesle iletişim kurabilen ve lafını esirgemeyen Benji, konfor alanında olmadığı her koşulda tutuk hisseden Dave’in hem hayranlık duyduğu hem de nefret ettiği bir figür hâline gelmiş.

Benji bu kadar hayatı pervasızca ve dolu dolu yaşayan bir figür olarak görünürken Dave’in aslında çok daha iyi bir noktada olduğunu görüyoruz. Film boyunca en zorlandığı zamanlarda ailesini arayan ve çok sevdiği bir eşi ve çocuğu olan Dave’e bulunduğu bu konum bir vicdan da getiriyor. Fakat dış dünyada nasıl yaşıyor olurlarsa olsun ikili, kişisel hayatlarında durdukları noktalardan kopup kendilerini Polonya’da yapılan bu turla alternatif bir gerçekliğe geçiş yapıyorlar ve kendilerini tıpkı çocukluklarında yaşadıkları gibi bir karşılaştırma ve dinamiğin merkezinde buluyorlar.

Benji karizmatik kişiliğiyle herkesle rahatça iletişim kurup onları etkilerken Dave kendi yoluyla işleri tura devam etmek ve sesini duyurmak için çırpınıyor. Bir yandan Benji’nin inişli çıkışlı ruh halinden mahcubiyet duyarken onun hep dört ayak üstüne düşmesiyle çileden çıkıyor.

Dave’in yemek masasında bütün duvarlarını indirip “Şimdi benim anım!” dercesine kendi bakış açısını haykırdığı fakat kimseye sözlerinin Benji’ninkiler gibi çarpmayışını görmek çok etkileyiciydi.

Aynı şekilde Benji’nin ani çıkışıyla kırdığını ve Dave’in sonrasında iyi olduğuna emin olmak için gözettiği tur rehberinin de ayrılırken Benji’ye müteşekkir kaldığını ifade etmesi  fakat Dave’e kuru kuru bir “hoşça kal” demesi, kimsenin Dave’in adını bile hatırlamayacak olması fakat Benji’ye hayatlarına dokunduğunu hissetirmeleri yine aklımda kalan sahnelerden oldu.

Yazımın sonuna gelmeden önce filmin sinematografisinden de bahsetmek isterim. Renk kullanımıyla sıcak bir dünya yaratan ve samimi hissettiren bu film, Polonya’da savaş sonrası inşaa edilen yapıları ve Majdanek toplama kampı gibi duygusal ağırlığı olan mekanları da başarılı bir şekilde merceğine alıyor ve onurlandırıyor.

Filmin görüntü yönetmeni Michał Dymek, filmin kendilerini ve birbirlerini bambaşka şekillerde değerlendiren iki karakter hakkında olduğunu söylüyor.Dymek, kimin perspektifinden baktığımıza göre karakterlerin tavırlarının değiştiğini ve bunun görsel dile yansıdığını anlatıyor.

Bu 90 dakikalık film, izleyiciyi duygusal ağırlığı yüksek fakat yorucu olmayan küçük bir hikâyeye davet ediyor. Jesse Eisenberg ve Kieran Culkin’in de oyunculuklarıyla büyük başarı gösterdiği ve Culkin’e 2025 yılı En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ı kazandıran bu filmi izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim.

Beren Demirci

Yorum Alanı